Öğrencilerimizin Erasmus Deneyimleri

Uzun zamandır gerçekleştirmek istediğim bir hayaldi Erasmus öğrencisi olabilmek. Bu nedenle üniversiteye girdiğim günden beri takip ediyordum, hangi ülkeye ne zaman gidebilirim diye. Danışmanım Sayın Cumhur Aydın’ın da yönlendirmeleriyle, 4. Sınıfın birinci döneminde İtalya’daki Trento Üniversitesi’ne gitmeye karar verdim.

2008 Eylül’ünden 2009 Şubat sonuna kadar Erasmus öğrencisi olmanın keyfini çıkaracaktım. Benimle birlikte bu deneyimi tadacak aynı bölümden bir arkadaşım daha vardı, Alican Aşkın. İtalya’ya ayak bastığımızda sudan çıkmış balık gibiydik. Trento’ya varana kadar çok yorulduk. Sonunda bizi tren istasyonunda karşılayan bir ESN Trento (Erasmus Student Network) üyesiyle buluştuk. Oturma izni dahil yapmamız gereken herşeyde bize birinci elden yardımcı oldu.

Alican ve ben ayrı yurtlarda kalıyorduk. Zamanla diğer Erasmus öğrencileriyle tanıştım. Çek Cumhuriyeti, Portekiz, Polonya, Malta, Arnavutluk, Belarus, Belçika, İrlanda, Fransa, İngiltere, Almanya, Rusya, İspanya, Letonya, Litvanya… hatta Şili ve Brezilya’dan bile Erasmus’a benzer bir programla İtalya’daki bu kültürel değişim programına gelenler vardı.

Trento, İtalya’nın kuzeyinde çevresi yüksek tepelerle çevrili, yeşillikler içinde güzel bir öğrenci şehriydi. Ayrıca kayak merkezlerine de çok yakın olduğu için kış turizmine de hizmet veriyordu. Trento Üniversitesi ise şehrin içinde farklı yerlerde kampüsleri olan büyük bir üniversiteydi. Sınav ve not verme sistemiyse Atılım Üniversitesi’ndekinden çok daha farklıydı. Her derste proje yaptıktan sonra sözlü sınava giriyorduk. Eğer bir sınavı geçemezseniz, sene içinde o sınava tekrar girme hakkınız oluyordu. 3 saat süren blok dersler de bir başka farklı özellikti.

İtalya’da geçirdiğim altı ay boyunca hem İtalya’yı gezdim hem de diğer ülkeri görme fırsatı yakaladım. İtalya’da Floransa, Venedik, Milano, Treviso, Bologna, Bolzano, Brescia, Bergamo, Roma, Verona ve Lago di Garda’yı, Avrupa’daysa Barcelona, Paris, Brüksel, Amsterdam, Eindhoven, İnsburg ve Münih’i görme fırsatım oldu. Her şehre farklı bir arkadaş grubuyla gittim.

Erasmus deyince akla gelen bir başka şey ise partiler… İnsanların hücum ettiği evlerde yeni birileriyle tanışıp sohbet etmeniz muhtemel. Erasmus’un kültürel değişim kısmı da burada ortaya çıkıyor. Bilmediğiniz birçok şey öğreniyorsunuz diğer ülkeler hakkında. Ayrıca Türkiye’yle ilgili bilinmeyenleri de siz anlatıyorsunuz konuştuğunuz insanlara. Bir çok şey paylaşıyorsunuz Erasmus öğrencileriyle. Fakat bir gün geliyor, eve geri dönmek zorunda oluyorsunuz. “İyi ki gelmişim, keşke biraz daha fazla kalabilseydim” diyerek ülkenize geri dönüyorsunuz. İyi ki Atılım Üniversitesi bana bu fırsatı sunmuş da ben altı aylık bir süre için Erasmus öğrencisi olabilmişim.


Alper Karakuzulu

alper_karakuzuluKullan

Merhabalar,

Geleceğimizi aydınlatan ve bizi ileriye götüren hayattaki bilinçli seçimlerimizdir ve bir üniversite ögrencisi için en bilinçli seçim erasmus programıyla Avrupaya maceralı bir yolculuğa çıkmak olsa gerek.2006-2007 ögretim yılının güz döneminde Finlandiyada bulunan Tampere Teknoloji üniversitesinde bir dönem ögrenim görme şansını elde ettim.Bu program ile sadece akademik anlamda değil, hayata dair de büyük tecrübeler yaşama fırsatını buldum.

Akademik bağlamda düşündüğümde bambaşka bir ülkede anadilimizin haricinde Avrupanın değerli profesörlerinden ders almak, bunun yanında farklı kültürlerden gelmiş onlarca yabancıyla aynı sınıfı paylaşmak ve bir de buna finlilerin muhteşem disiplin anlayışından doğan düzenli ama bir o kadar da değişik olan ögrenim sisteminin getirmiş olduğu bakış açısını kazanmak haklı bir gurur vadediyor.Bu gururun yanında ne kadar oraya giderken öğrenimle ilgili değişik hayaller kursanızda asıl sizi oraya baglayan, yaşamınıza renk katan, sizi kucaklayan sizin gibi değişim programı ile gelen ögrencilerle kaynaşmak, Türkiyede bazen hayalini bile zor kurdugumuz Paris, Prag gibi şehirlere istediginiz anda ulaşabilme olanağı, ve bu hiç tanımadıgınız yerlerde karşınıza çıkan zorlukların üstesinden gelme başarısı sayesinde günbe gün gelişen özgüveniniz ve kendinizi daha güçlü hissetmenizi saglayan hayat tecrübeleri oluyor. Yaşamış olduğumuz bu tecrübelerin kişisel gelişimimiz dışında bize sundugu en büyük fırsat başka bir toplumda, kültürde yaşarken kendi ülkemizi, kültürümüzü daha iyi değerlendirerek toplumca yaptıgımız yanlış ve doğruları tüm çıplaklıgıyla görebilmemizdir.

Erasmus programı gerçekten fark yaratan kaçırılmaması gereken büyük bir fırsattır, kendini ve hayatı seven tüm bilinçli insanların gidebilmesini umarım.

Sevgiyle kalın,

Kerem Parlakgümüş

Kerem_ParlakgumusKullan

Ben yazılım mühendisliği son sınıf öğrencisi Kerem Parlakgümüş. Okulumun bir dönemini Finlandiya/Tampere ‘de bulunan “Tampere University Of Technology”de geçirdim. Okuldaki öğrenim dönemim bittikten sonra

Finlandiya/Oulu’da bulunan “Technical Research Center of Finland-VTT” de stajyer olarak çalıştım.

Geriye dönüp baktığımda, bu döneme ait anlamlı ve hatırlanmaya değer güzel anılar bıraktığım için mutlu oluyorum.

Tampere’de geçen eğlenceli, eğitici okul döneminin ardından Oulu’da geçen yoğun staj döneminin benim için bir hayat okulu olduğunu düşünüyorum. Bütün Erasmus öğrencilerinin sıcak kanlı ve yardımsever oluşu yaşadığım zorlukların üstesinden gelmeme ve Finlandiya’ya ayak uydurmama çok yardımcı oldu. Fırsatı olan arkadaşların kesinlikle bu fırsatı değerliendirmelerini öneririm.

Bu dönemi benim için değerli, anlamlı kılan ablam, abilerim “Zelal Seda çamlıdere”, “Tansu Aksu” “Ekin Koç” a yaşadığımız ve yaşacağımız bütün güzel anılarımız adına “kiitoksia” (teşekkürler) demek istiyorum.

Türkiye sınırları içerisinde, dışarısında her zaman, tereddüt etmeden yardımlarını esirgemeyen hocalarım Asst. Prof. Dr. Çiğdem Turhan, Asst. Prof. Dr. Fatma Cemile Serçe, Assoc. Prof. Dr Alok Mishra, AB ve Uluslararası İlişkiler Ofis KoordinatorüHale Şen‘e çok teşekkür ediyorum.

Saygılarımla

Öner Serbay Kuşluk

oner_serbayKullan

İlk olarak bütün Erasmus Programına katılan öğrenciler gibi her üniversite öğrencisinin Erasmus Programına katılması gerektiğini söylemek istiyorum.

Benim için Hollanda’ya gitmek zor bir karardı. 3. sınıfın son döneminde olmam nedeniyle mezuniyet durumum gözümü çok korkutmuştu. Vize işlemlerinin ve prosedürün zorluğu da cabası. Fakat bölüm başkanımız Gül Güneş hocamızın, en yakın arkadaşım Eda Saruhan’ın ve annem Yasemin Oral’ın büyük destekleriyle bu süreç içinde motivasyonumu hiç düşürmedim. Çevremdekilerin olumsuz sözleri sadece aklımda bir soru işareti bıraktı.

Ağustos sonu Hollanda’daydım. Çok iyi konuşamadığım İngilizcem ve ilk defa yurt dışında bulunuşum dizlerimi titretmedi desem yalan olur.

Ama NHTV deki öğretmenler ve öğrenciler o kadar sıcakkanlıydılar ki, bu süreç çok uzun sürmedi. Ev arkadaşlarımın 2 sinin Fin’li, 1 inin İspanyol ve diğerinin Yunan olması çevreye uyumumu hızlandırdı. Etrafımda hiç Türk olmaması okuldaki arkadaşlarımla ve evdekilerle ilişkilerimi daha da güçlendirdi. Gidecek olan arkadaşlara bir tavsiyem de Türklerden uzak durması…

Hollanda bilinen unvanının aksine, Amsterdam dışında, çok sakin bir ülke. Çok büyük olmayan bir yüzölçümüne sahip. Her konuda verilerin çok geniş özgürlük hiçbir şekilde insanları rahatsız etmiyor. Havasından dolayı olsa gerek gerçekten çok rahat insanlar. Hiçbir aceleleri yok. Her şeyi o kadar ağır yapıyorlar ki, bankalar bile cafe gibi. Otobüs şoförlerinden, sokaktaki işsiz insanlara kadar herkes İngilizce biliyor. Bu bakımdan çok sıkıntı çekmedim. İnsanları çok güler yüzlü ve yardımsever, yanlarında bir yabancı olduğunda kesinlikle Dutch ça yani kendi dillerinde konuşmuyorlar. Ülkelerini “Netherland” alçak ülke olarak adlandırıyorlar. Eski dönemlerde yel değirmenler yardımı ile karalarını su üzerinde tutmuşlar. Su seviyesinin altında olduğunuzu çevrenizdeki kanallar size her daim hatırlatıyor. Her yerin düz olmasından dolayı bisiklete de çok rağbet var. Bisiklet için ayrı yollar, park yerleri ışıklar ve aklınıza gelebilecek her şey. Hata benim gibi ilk trafik cezanızı bile bisikletten alabilirsiniz.

Hollandalılar için haftanın neredeyse her günü parti demek. Özellikle Çarşamba akşamları Walkabout Breda’lılar için vazgeçilmez eğlence yeri.

Veee, Erasmus Programına katılıp Avrupa’yı dolaşmamak olmaz. Her o kadar yakın ki… Paris otobüsle 4 saat, Brüksel tren ile 1.5 saat, uçak biletleri çok ucuz. Yani gezmemek için hiçbir neden yok, ama bence en mantıklı olanı bir araba kiralamak. Benzin Türkiye ye oranla ucuz, bir de arkadaşlarınızla paylaştığınızda daha da uygun oluyor.

Son olarak, Hollanda’ya giderken mutlaka Türkiye’de açtırdığınız banka hesabınızın Hollanda sınırları içerisinde bir şubesi olduğundan emin olun. Benim hesap açtırdığım banka bana Hollanda’da adresine kadar her şeyi vermişlerdi, ama o bankanın bütün şubeleri bir sene önce bütün ülkede kapatılmıştı. Bu nedenle mutlaka gitmeden önce bütün bankaları iyice araştırın. Bir de Hollanda’da açtıracağınız banka hesabınızı kapatabilmek için Türkiye deki banka hesabınızın IBAN numarası gerekiyor. Almayı unutmayın!

Cümlelerimin başında da söylediğim gibi, ERASMUS Programı bulunmaz bir fırsat. O kadar çok anınız, arkadaşınız oluyor ki, ömrünüz boyunca unutamayacağınız 5 ay yaşıyorsunuz. Ve emin olun belki de hayatınız boyunca pişman olmayacağınız tek şey olacak.

Esra Atak

esra_atakKullan

Erasmus programı tüm gerçekliği ile unutulmaz bir süreçti. Ben Finlandiya'nın Hameenlinna şehrine gittim. 4.5 ay yabancı bir ülkede yaşamanın tecrübesini edindim. Yeni bir okulda, yeni ve farklı ülkelerden insanlarla tanıştım, arkadaş oldum.

İngilizcemi geliştirdim bu sayede. Öğrenim gördüğüm okulun eğitim sistemini çok beğendim.

Ayrıca gittiğim ülkeyi kapsamlı gezip, çevre ülkelere de gitme fırsatını kaçırmadım. Yeni ve farklı ülkeler görmek, o ülkelerin tarihine dokunmak, sistematiğini keşfetmek, insanları ile iletişim kurmak, güzel anılarla ayrılmak çok önemliydi. Erasmus sürecini dolu dolu bitirdiğim için çok mutluyum, yapmak istediğim her şeyi yaptım ve unutulmaz anılarla döndüm ülkeme.Yaşadıklarımı ve arkadaşlıklarımı hiç unutmayacağım. Hatta kimi arkadaşlarımla uzun yıllar görüşeceğimi umuyorum:)

Erasmus'un, kişilerin kabuğundan çıkmak için, farklı kültürleri kendi kültürüyle birleştirmesi ve yeni ülkeler görmesi için bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Bu fırsatı yakalayan herkes değerlendirmelidir, unutulmaz anılarla döneceğinin garantisi vardır:)

Menekşe Salar

menekse_salarKullan

Erasmus’a ilk basvurduğum zaman aklımda sadece Türkiye dışımda bir yere gitmek ve güzel bir deneyim yasamak vardı. İlk mülakata girdiğim zaman bile nereye gideceğim hakkında bir bilgim yoktu. Ta ki bir arkadasım bana Polonya’ya gidelim mi diye sorana kadar. Mülakata girmeme birkaç dakika kala Polonya’ya gitmeye karar verdim. Daha sonra da Polonya yolları gözüktü bana.

3 arkadas uçağımıza bindik Krakow’a vardık. Krakow havalimanına vardığımızda sadece elimizde gideceğimiz yerin adı vardı ve onun dısında hiçbir sey bilmiyorduk. Ben bilgi almak için danışmaya gittim ve Nowy Sacz’a nasıl gidilir diye sorarak basladım. Tabii ben yazıldığı gibi okuduğum için danışmadakiler bana güldü.Daha sonra oğrendim ki Nowy Sonç diye okunuyormuş. Bu lehçe olarak öğrendiğim ilk kelime oldu. Oradan otobusle 3 saat daha gideceğimizi öğrendik ve koca bavullarımızla beraber otobüs terminaline gittik. Terminalde otobusumuzu aradık ama bulamadık ve birisine sorduk ama maalesef ingilizce bilmiyordu, ona rağmen sorumuzu anlarmış gibi yaptı ve lehçe cevap verdi işin en komiği de buydu zaten.

E tabi ki anlamadık. Ne yapıp edip yurda ulaşmayı basardık ama tabii bu arada yorgunluktan da ölüyorduk.

İlk günümüz yorucu ama bir o kadar da macera dolu geçmişti. Ertesi gün ve kaldığımız 4 ay boyunca yeni insanlarla tanışmaya, yeni tecrübeler edinmeye, güzel ve heyecanlı maceralar yasamaya, gezmeye, eğlenmeye ve bir o kadar da gülmeye devam ettik. Benim için çok güzel bir deneyim oldu ve herkesin bu olanaktan yararlanmasını istiyorum. Ne de olsa her zaman öğrenci kalmıyoruz, bu zamanların tadını çıkarmak lazım.

Orçun Atilla

orcun_atillaKullan

Merhaba arkadaşlar,

Ben de bir Erasmus katılımcısı olarak sizlere az da olsa Erasmus programı ve yaşadıklarımla ilgili bir şeyler anlatmak istedim. Öncelikle bu yazıyı okuyacak olan tüm arkadaşlarıma küçük gibi görünen ama göründüğü kadar küçük olmayan bir öneriyle başlamak istiyorum. Bu programa şartlarınız ne olursa olsun ( notlar , mezuniyet vs.. ) katılabilmek için elinizden gelen her şeyi yapın. öyle bir fırsatı elde etmek fakat kullanamamak bence çok büyük bir kayıp.

Ben, Hollanda’nin Breda kentinde çok kolay olduğu söylenemeyecek dört ay geçirme fırsatı buldum. Yaşadığım şehir küçük fakat şirin diye tabir edilen Avrupa kentlerinden biriydi. Oraya indiğim ilk andan döndüğüm güne kadar bulunduğum sürenin her dakikasında her anlamda bir şeyler öğrenme fırsatı buldum. Avrupa’nın birçok kentini gezme fırsatı buldum ve bunu çok zorlanmadan rahatça gercekleştirebildim. Özellikle sunu belirtmek istiyorum , Erasmus öğrencisi olmak gidilen her Üniversitede gerçekten büyük bir ayrıcalık olarak görülüyor. Bu programla Üniversite bünyesinde bulunan her öğrenci arasında kısa bir süre sonra çok güzel bağlar kurulmaya başlanıyor ve geçirilen vakitler gün geçtikçe keyifli hale geliyor.

Erasmus programına katılacak tüm arkadaşlarıma şimdiden keyifli, dolu dolu geçirilecek bir dönem diliyorum.

Ekin Koç

ekin_kocKullan

Erasmus programı kapsamında Hollanda da bulunan Pascolo isimli bir bilgisayar firması ile iletişime geçip Avrupa’nın en garip ve özgür şehirlerinden birinde 3 ay staj yapma fırsatı buldum.

Hollanda nüfusunun önemli bir bölümü yabancı milletlerden oluştuğu için çalıştığım şirket de bundan nasibini almıştı. Akla hayale gelmeyecek ülkerlerden insanlarla beraber çalışma (ve 50 çeşit, birbirinden alakasız Ingilizceyi anlayabilme) fırsatım oldu. Ayrıca Avrupa halkının iş disiplinini birinci elden gözlemleme şansım oldu ki sanıyorum bu Türkiye’de yapacağım herhangi bir stajdan elde edemeyeceğim en önemli bilgidir. Bütün çalışanların yaptıkları işi sahipleniş şekillerini gördükçe insan Avrupa halklarının başarı sırrını daha iyi anlıyor. Her Cuma yakılan mangalın yanında elinizde içeceğinizle proje tartışmaları yapmak pek çok şirket ortamında görülmeyen bir özellik olsa gerek.

Erasmus programının değerini insan Avrupa macerasının bittiği gün anlıyor resmen. Eğer aklınızdan yurt dışında eğitim görmek veya staj yapmak geçiyor ama karar veremiyorsanız mutlaka Hale Şen hanım ile görüşmenizi öneririm. Çünkü aklınızdakinden 5 kat daha renkli birkaç ay geçireceğinizi garanti edebilirim ve bu öğrenim hayatınız bittiğinde bir daha asla elinize geçiremeyeceğiniz bir fırsat. Yaşayacağınız en büyük sıkıntı ise dönüşünüzün burukluğu olacak.

Bu fırsatı sağladıkları için okulumuza ve içten çabalarından dolayı Hale hanıma, ayrıca 5 Euro ya uçak bileti satıp bütün Avrupa yı ayağınıza seren minibüs operatörü kıvamındaki uçak firmalarına buradan teşekkür etmek istiyorum.

Anıl Ataç

anil_atacKullan

Merhaba arkadaşlar ,

2010-2011 öğretim yılında Finlandiya’da eğitim gören şanslı öğrencilerden biriside benim. Şanslı diyorum çünkü bu programa katılarak her anlamda birçok şey kazandığımı düşünüyorum. Zaten bana göre erasmus’un en büyük faydası, öğrencilerin sadece akademik alanda sınırlı kalmayarak kişisel gelişimlerine yardımcı olan kültürlerarası bir değişim programı olmasıdır .

Bu bir yıllık süreçte dünyanın dört bir yanından gelen onlarca değişik arkadaş edinme fırsatı buldum ve en önemlisi onlarla hayatım boyunca unutamayacağım sayısız macera yaşadım . Ayrıca onu aşkın ülkeye seyahat ederek çok başka kültürleri tanıma ve dünyanın diğer renklerini görme ayrıcalığını yaşadım . Akademik anlamda değişik bir ortamda bulunmaksa benim için eşi benzeri olmayan bir diğer kazançtı .

Program süresince yaşadığım onca güzel anıya dayanarak söyleyebilirim ki ,erasmus programına katılmak öğrencilik hayatınızda yapabileceğiniz en güzel şey ve birdaha karşınıza çıkmayacak eşsiz bir fırsattır. Sizlerinde bu maceranın bir parçası olmanızı içtenlikle tavsiye ederim.

Batuhan Çelen

batuhan_fotoKullan

Herkes Erasmus'un yabancı dili geliştirdiğini yeni insanlar yeni kültürler tanıdığını söyler tabiiki bunlarda kesinlikle doğrudur ama Erasmus benim için daha çok özgürlük ifade ediyordu. Sırt çantanı alıp bambaşka bir ülkeye gitmek ve o gittiğin ülkede kimsenin kimlik dahi sormaması yani kendini keşfetmekti. Sınırların olmadığı bir dünyada kendi sınırlarını keşfetmek.